guilty of - Türkisch Englisch Wörterbuch

guilty of

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "guilty of" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
guilty of prep. suçlu
It is making itself guilty of the failure to assist those whom it has a duty to protect.
Konsey, korumakla yükümlü olduğu kişilere yardım etmemekle kendisini suçlu duruma düşürmektedir.

More Sentences
guilty of adj. -den suçlu

Bedeutungen, die der Begriff "guilty of" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 28 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
guilty of murder n. kanlı
feel guilty and full of remorse v. vicdan azabı çekmek
be guilty of v. suçlu olmak
be guilty of v. suçlusu olmak
be found guilty of v. hüküm giymek
be held guilty of v. mal edilmek
return a verdict of guilty v. suçlu bulmak
Proverb
every man is guilty of all the good he didn't do yapabilecekken yapmadığımız her iyilik için suçlu sayılırız
every man is guilty of all the good he didn't do yapabileceğimiz iyilikleri yapmamak bizi suçlu kılar/yapar
every man is guilty of all the good he didn't do insanoğlu (gücü yettiği halde/imkanı bulunduğu halde) yapmadığı (iyi) işlerin (mesulüdür) suçlusudur
Law
return a verdict of guilty n. jürinin suçlu olduğuna karar vermesi
plea of guilty n. suçu kabullenme
plea of guilty n. suçu kabul etme
degree of guilty n. hatanın ağırlığı
verdict of guilty n. jürinin verdiği mahkumiyet kararı
verdict of not guilty n. jürinin verdiği beraat kararı
verdict of guilty n. verilen mahkumiyet kararı
plea of guilty n. suçun kabulü
plea of not guilty n. suçun reddedildiği sanık defisi
plea of not guilty n. sanığın suçu reddetmesi
plea of guilty n. suçun kabullenilmesi
the principle of suspects being innocent until proved guilty n. şüphelilerin suçluluğu kanıtlanana kadar masum olduğu/olması ilkesi
negotiated plea of guilty n. suçu kabullenmek suretiyle cezada pazarlık
return a verdict of guilty v. suçlu olduğuna karar vermek
return a verdict of guilty v. suçlu olduğuna karar vermek (jüri)
be proven guilty of the offense v. suçu sabit görülmek
return a verdict of not guilty v. beraat kararı vermek
bring in a verdict of guilty v. suçlu bulmak